• Arama

Muğla Merkez Gezi Rehberi

Kim demiş Muğla merkezde gezilecek ve  görülecek yer yok diye. Kendisi küçük ama geçmişi büyük Muğla'yı yürüyerek keşfedeceğimiz bir günümüz var. Birlikte şehri adımlayıp keyifli bir günü yaşanmışlıklarımıza eklemeye ne dersiniz? Hadi o halde... 
 

Her zaman söylerim "Görmeyi bilen her göz, keşfetmeyi seven her gezgin için  gittiği yerlerde mutlaka görülecek çok şey vardır. Muğla merkez ile ilgili genel kabul görüş hep aynıdır: "Muğla'da gezilecek yer yok ki!" Binlerce yıllık geçmişe sahip olan, Karya bölgesinin kıymetli şehri Muğla'ya haksızlık değil mi bu söz sizce de?

- Türkiye'nin turizm cenneti Muğla...
- Ülkemizin en uzun kıyı şeridine sahip ili...
- Endemik tür açısından Türkiye'nin en zengin şehirlerinin başında...
- En çok yağış alan şehirlerimizden biri...
- Antik Karya bölgesinin Mabolla'sı...
- Antik Dünyanın Yedi Harikasından biri olan Moussoleum Muğla topraklarında...
- Tarihçi Herodot'un memleketi...
- Ege ve Akdeniz'i kucaklayan şehir...
- Bacalarıyla ünlü ayrıca...
- Mutfağı ve adetleri ise eşsiz güzellikte...

Saymakla bitmez elbet sahip olduğu kıymetlileri bu yemyeşil şehrin. Ama biz bu yazımızda Muğla merkezde sabahtan, akşam gün batımına dolu dolu birgün geçireceğiz sizinle. Yürüyerek hemde... Şehrin silüetine göz kırpıp, tam da şehrin kendisi gibi telaşsızca adımlayacağız sokaklarını.
Bir tarafta Kızıldağ, bir tarafta Masa Dağı (Asar Dağı)... Yamaçlardan aşağıya doğru sıralanmış evler. Küçücük ama sımsıcak bir şehir Muğla. 

Muğla'ya varır varmaz ilk olarak  Sınırsızlık Meydanı'na ulaşıyoruz. Meydanın ismi Muğlalı'nın demokratik yapısını ortaya koyuyor. Kendisi küçük olsa da, işlevi açısından önemlidir bu meydan. 

Muğla'da basın açıklamalarının yapıldığı, mitinglerin düzenlendiği, üniversitelilerin sık sık müzik ziyafeti verdiği meydan Özgürlükler şehri Muğla'nın gözbebeği. Verdiği mesaj ise net "Burası Sınırsızlık Meydanı. Eğer Düşünüyorsan, Söyleyecek Sözün Varsa ve Yüreğin Yetiyorsa Susma Konuş."

Sınırsızlık Meydanının hemen karşısında bulunan Org. Mustafa Muğlalı İşhanı dikkatimizi çekiyor hemen. İçerisinde dükkanların bulunduğu işhanı şehrin merkezi konumunda ve Muğlalılar'ın uğrak noktalarından.

1882 Muğla doğumlu Orgeneral Mustafa Muğlalı'nın ismini taşıyan işhanında küçük bir alışveriş molası veriyoruz. Tarih kitaplarına "Muğlalı Olayı" olarak geçen, Van'ın Özalp ilçesinde 3. Ordu Komutanlığı görevinde iken 33 kişinin hayvan kaçakçılığı sebebiyle ölüm emrini veren Mustafa Muğlalı daha sonra yargılanmıştır. Bugün ismi Muğla merkezdeki bu işhanında yaşatılan Orgeneral Mustafa Muğlalı; Balkan Savaşlarında ve İstiklâl Savaşı'nda yer almış kırmızı şeritli madalya sahibi bir askerdi.

İşhanından çıkıp meşhur pazar yerine doğru yöneliyoruz. Muğlaya gelip de ilk yapacağımız şeylerden birisi şüphesiz Muğla Simidi almak oluyor. Muğla Simidinin lezzeti başkadır. Yerli pekmez ve susam kullanılan simit birçok şehirden de talep görüyor elbet. Zaten Muğla bölgesi susam yetiştiriciliğinde önde, dolayısıyla iri ve açık sarı renkteki Muğla susamı, simide de enfes bir tat katıyor.

Perşembe günü büyük pazar kurulur fakat bütün hafta boyunca ürettiği sebzeyi-meyveyi satmaya çalışan Muğlalı kadınların tezgahlarına göz atmadan geçmek hata olur. Siz unutsanız da onlar sizi unutmaz "Hora Gel" diyen emektar kadınların bahçelerinden nice Ege lezzetleri tezgaha girmiştir. Börülcesinden keleğine, kabak çiçeklerinden bahçe domatesine... Hepsi doğal hepsi çok kıymetli ve lezzetli. 

Hele yaz kış kurutulmuş biber, patlıcan ve bamya dizeleri.... Muğlalı için kurutulmuş bu sebzeler kışa hazırlıkta olmazsa olmazdır. Her evin balkonunda güz öncesi asılı duran kurutulmuş sebzeler Muğla evlerine renk katar adeta. Ege otları, zeytinyağlar, mis gibi Ege havası. Daha nolsun?

Pazaryerinden hiç ayrılmadan yürümeye devam edince Saburhane Meydanı'na varıyoruz. Resmi anlamda mahalle olmasa da, halkın deyimiyle Saburhane Mahallesi mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Burası Kentsel Sit Alanı ayrıca. Öncellikle meydandaki Mimar Sinan heykeli dikkatimizi çekiyor. Ve meydanın etrafındaki kahvehaneler. Saburhane Camii ise meydanı süsleyen tarihi ibadethane. 

Saburhane, Mübadele öncesi Rumlar ve Türkler'in birlikte yaşadığı mahalle imiş. O günlerde Rum meyhanelerinden yükselen Buzuki sesleri ve Ortodoks kiliselerinden yükselen çan sesleri artık yok.

Mübadiller gidince sessizliğe bürünen Saburhane, zamanında nice yaşamlara nice dostluklara kucak açmıştı elbet. Şimdi de şehrin en kıymetli yerlerinden bence. 


Daracık sokaklarında yürüyoruz, kireçle badana olmuş evlerin bembeyaz silüetlerine hayranlıkla bakıyoruz. Gölgede oynayan çocuklar, kapı ağzında oturan kadınlar, sıcacık Ege insanı, evlerin üzerindeki eşsiz Muğla bacaları...

Kiremitle örtülü çatılar, kuzulu kapılar, süslemeli ahşap verandalar, birbirinin manzarasını kapatmayan iki katlı evler...Ve tabiki yaşanmışlıklar…


Birden kulağınıza çalınan zurna sesi onu takip eden davulun iniltisi. Muğlalı zurnasız düğün yapmaz davulsuz hiç yapmaz. Süprizlerle dolu daracık sokaklarında gelin almaya giden bir kalabalık. En önde elinde Türk Bayrağı ve zeytin dalları ile yürüyen erkek tarafı. Zeytin her dilde her dinde kutsal, hele Muğlalı için çok başka. Gelin almaya giderken de barışın-dostluğun sembolü Zeytin yine en önde.


Meydanın hemen arkasındaki Apostol Han, dikkat çeken bir diğer önemli yapı. Merkezde bulunan 13 handan biri olan Apostol Han, Rumlar'ın Muğla'da sahip olduğu tek han olması açısından önemli.

Zamanında alt kattaki büyük salon meyhane olarak kullanılırken, üst katlar da han odası olarak hizmet vermiş. 2012'de ise restore edilerek Muğla kültürüne kazandırılmış.

Saburhane Meydanı'ndaki kahvehanelerden birinde bir bardak çay ya da doğal adaçayı içmeden ayrılmıyoruz buradan. Asar Dağı'nın eteklerindeki bu tarihi yerleşim buram buram yaşanmışlık kokarken, gözümün önünde canlanan ise Yorgo ile Memet'in çınar ağacının süslediği bu meydandaki sohbetleri oluyor. Geçmişe yolculuk biraz benimkisi, adaçayı kokusunda kardeşlik dolu günlere gülümseten bir yolculuk...

Saburhane'den ayrılıp Mustafa Muğlalı Caddesine doğru yürüyoruz. Caddeye varmadan Belediye Binasını ve Belediye Parkını görüyoruz. Muğlalılar için nefes alacakları yerlerden biridir park. 

Müştakbey Mahallesinde bulunan Muğla Müzesi'ni ziyaret ediyoruz. Eski Cezaevi Binası olan müzenin girişi ücretsizdir. Muğla civarındaki antik kent kazılarından elde edilen eserlerin yanı sıra Etnoğrafya Bölümü, Gladyatör Salonu ve Fosil Salonu ile dikkat çekmekte.

Etnoğrafya Bölümünde Muğla yöresine ait kadın ve erkek  kıyafetleri, günlük kullanılan eşyalar, Efe kıyafetleri, halı motifleri ve anlamları, bakır eşyalar sergileniyor. 

Gladyatör Salonu ise dikkat çekici. Gladyatör mezarı ve mezar kitabeleri görmeye değer. Bunların dışında birçok arkeolojik eserin yer aldığı  müzede gözyaşı şişeleri, kandiller, mezar buluntuları ve kabartmalar dikkat çekmekte.

Müzeyi keşfettikten sonra ise hemen yakınındaki Konakaltı Hanı'na yani Kültür Merkezi'ne giriyoruz. İki katlı olarak tasarlanan han ahşap mimarisiyle göz dolduruyor.

Gelen tüccarlar için üst katta konaklama yapabilecekleri odaları, alt katta ise ambar, dükkân ve hayvan barınakları ile zamanının en kıymetli hanlarından biriydi.

Restore edilen han dizi çekimine ev sahipliği yaparak daha da ün kazandı. 2004-2005 yıllarında Emrah'ın oynadığı Büyük Yalan dizisi bu handa gerçekleşti. 

Konakaltı Hanı'nın bahçesinde birde Nail Çakırhan bölümü var. Muğlalı ünlü Şair ve Gazetecimiz Nail Çakırhan, 1983'de Uluslararası Ağa Han Mimarlık Ödülünü almıştır ve Konakaltı Hanı'nın restorasyonunda önayak olmuştur. 

Konakaltı Hanı geçip Mustafa Muğlalı Caddesi boyunca yürüyoruz. Şimdi sağımızda Muğla Evi ( Hacıkadı Evi) kalıyor. İçeriye girmeden olmaz. Muğla Yörük Obaları Derneği'nin bulunduğu bahçe ve ev size yörük kültürünü anlatıyor adeta. Yörük kültürüne ait eşyaların sergilendiği evi geziyoruz. Mis gibi kokan saç böreklerinin tadına bakmak size kalmış. 


Yörük Obaları Derneği'nin tam karşısındaki Kültür Evi de keyif yapacağımız yerlerden biri oluyor. Buraya gelip Kültür Evini geziyoruz. Bahçesinde soluklanacağımız Kültür Evi'nde fiyatlar oldukça makul. Dilerseniz otlu saç böreği dilerseniz peynirli. Tercih sizin... Lezzetli ve ucuz, Muğla kokuyor adeta mis gibi...

Cadde boyunca devam ediyoruz, karşımıza çıkan şehrin zamana tanıklık eden Saat Kulesi oluyor. Hacı Kadızade Hüseyin Efendi ve eşi Pembe Hanım tarafından Rum taş ustası Filvari'ye yaptırılan kulenin tarihi 1895'e dayanır. Muğla'nın ilk Belediye Başkanıdır Hacı Kadızade Hüseyin Efendi.


Saat Kulesi beş katlıdır ve kare planlı olarak tasarlanmıştır. Tuğla ve kesme taş kullanılan kulenin en alt katında dükkan yer almaktadır. Aşağıdan yukarıya incelen kulenin çanı bulunmaktadır ve her saat başında saat kaç ise o kadar çalar bu çan. Yanı insanlar saati göremese de çanın sesiyle vakti yakalar, zamana geç kalmaz.


Saat Kulesi'nin bir adım ötesindeki Şeyh Camii ise Muğla'nın eski ve kıymetli camilerinden biridir. 16. yüzyıl yapısı olan camii, Şeyh Bedrettin tarafından yaptırılmıştır. Kendisinin mezarı da burada bulunmaktadır.

Arastanın olduğu yere yürüyoruz. Bakırcıların, ayakkabıcıların olduğu, küçücük ama sımsıcak esnafın bulunduğu bölge ayrıca ufak tefek yemek salonları ve köftecileriyle meşhur. Köfteyi tatmak size kalmış.

Eskiden Kervan Yolu’nun geçtiği ve ticaretin yoğun olduğu Muğla’da, Bakırcılar Arastası, Demirciler Arastası, Tabakhane gibi yerler tüccarlar için vazgeçilmezken, bugün de aynı önemi koruyor Arasta.

Yağcılar İşhanı ise Kurşunlu Caddesi üzerinde. 1493 yılında yapılan han şehrin en eski ve gözde ticaret merkezlerinden biriydi. Yağ tüccarlarının yağlarını pazarladıkları han ismini buradan alıyor.  

Tüccarlar için hizmet veren han bugün daha çok ticari dükkanların bulunduğu, halılarla süslenmiş ve avlusundaki çınarın gölgesinde keyif yapılabilecek bir mekan. Bir bardak çay iyi gider bu gölgede, tarihi hanın ahşap mimarisinin güzelliğine dalarak....

Aşağı doğru yürürken Kurşunlu Camii çıkıyor karşımıza. 1493 tarihli Kurşunlu Camii, beş yüz yılı aşan yaşıyla şehrin en tarihi yapılarından biri olarak kayda geçmektedir. 

Klasik bir Osmanlı mimarisi taşıyan camii, kubbesindeki kurşundan dolayı bu ismi taşır. Muğla'nın en eski camisi olan Kurşunlu Camii içerisindeki kalem işleriyle dikkat çeker.

Caminin olduğu meydanın hemen üst tarafında ise İnsan Hakları Parkı'nı görüyoruz. Parkın ismi bile insana bir güven veriyor bu şehirde. Ayrıca birçok yere konan heykeller Muğla'ya güzellik katıyor.


Artık buradan meydana yürüyebiliriz. Dilerseniz Turgutreis Caddesi de küçük ama keyifli dükkânlarıyla, Zeybek Sinemasıyla görecekleriniz listesine eklenebilir tabi. 

Atatürk'ün izinde bu şehrin ana meydanı Cumhuriyet Meydanı'nda yine Atamız karşılıyor bizi. Valilik binasının da olduğu meydan Muğlalı'nın her sokağa çıkışında uğramadan geçemediği yerdir. Konserlerin düzenlendiği, yaz akşamlarının yürüyüş rotası, dost sohbetlerinin adresi ve aslında şehrin en sessiz tanığıdır. 
Bir günümüzü neredeyse alan bu gezi rotasında eksik kalan kısımlar ne mi?

Yapmadan Dönme;

- Muğla Kebabı yemeden kesinlikle dönmeyin. Muğla Kebabı, Sulu Kebap olarak da geçer.  Bildiğimiz kebap anlayışının dışında kemikli etten uzun zahmet sonucu ortaya konan haşlama ettir aslında. Ama özellikle kış aylarının vazgeçilmezidir.

- Muğla Köftesini de menünüze ekleyin derim, özelikle Arasta civarındaki köftecilerden birinde bu lezzete ortak olun. Köfteci Kemal ise en meşhurlarından, mutlaka uğrayın. 

- Muğla denince ilk akla gelenlerden biri  Keşkek'dir.  Unesco Somut Olmayan Miras Listesi'nde de yerini alan meşhur Muğla Keşkeğinin tadına bakmadan dönmeyin.

- Meşhur Muğla yemeklerinden Teltor, Muğla Tarhanası, Yağlı Patlıcan gibi yemekleri esnaf lokantasına sorun, varsa mutlaka isteyin ve tadın.

- Serpil Çay Bahçesinde yorgunluğunuzu atmak da size kalmış, en keyifli mekanlardan biridir Muğla'daki.

- Nazar Pastanesinin lezzetli dondurmalarından ve pastalarından mutlaka tadın. 

- Muğla'nın meşhur helvacısı Helvacı Tahsin'in helvasından mutlaka satın alın.

- Arasta'da bulunan şehrin en eski kahvecisi Şeref Kuden'den enfes kokulu kahve satın almadan dönmeyin.

- Kültür Evi'nde ya da Hacıkadı Evi'nde saç böreği tatmadan dönmeyin.

- Muğla pazar yerine mutlaka gidin ve pazarcılardan birine mutlaka laf atın. Sımsıcak sohbeti ve doğallığıyla Muğla insanına kulak verin. Tabi şiveyi çözebilirseniz.

- Kurutulmuş patlıcan ve biber dizilerinden almadan dönmeyin.

- Eğlence mekanlarının da bol olduğu Muğla'da dilerseniz İrish Bar, Pab Uç Avlu, Alone Bar, Mabolla gibi yerlerde geceye devam edin.

- Saburhane Meydanı'nda çay ya da kahvenizi yudumlamadan dönmeyin.

- Türkiye'de 'çayın babası' olarak bilinen Muğlalı Zihni Derin'in isminin verildiği Zihni Derin Alışveriş merkezini gezin.

- Muğla’yı beğendim, bir kaç gün daha kalabilirim diyorsanız şayet,Masa Dağı’na yürüyüşe çıkın. Arkeolojik kalıntıların bulunduğu dağ, kaya mezarlarını görüp şehri yukarıdan fotoğraflayacağınız imkan sunacak size.

Yazımın sonuna gelirken,aslında yapılabilecek daha bir çok şey sayabilirim size. Dedim ya hani “Siz yeter ki görmek isteyin”. Şehirlerin fısıltısına kulak verin. İnanın size çok şey anlatacaklardır.Muğla bana çok şey anlattı, yaşanmışlıklarına kulak verdim, ara sokaklarında kaybettim kendimi. Ve her kayboluş yeni bir dizeyi beraberinde getirdi…

Mabolla çok güzel…

Bir günden daha fazlası var bu küçük ama büyük kentte…

E-Bülten Üyeliği
X
SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.