• Arama

'18 Kültürel Miras ' - Türkiye'nin UNESCO Dünya Mirası Listesi

UNESCO deyince hemen hemen herkes az ya da çok bir fikre sahiptir. Fakat bugün aslında çoğu kişinin gerçek anlamını bilmediği kuruluş, 1946 yılından bu yana hizmet vermektedir. Birleşmiş Milletlere bağlı bir kuruluş olan UNESCO'nun açılımı ise "United Nations Educational Scientific and Cultural Organization", yani bizde kullanılan anlamıyla "Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu".

En büyük amacı, milletlerarası eğitim, kültür ve bilim alanında destek ve dayanışma sağlamak olan UNESCO, bugün Dünya üzerinde onlarca ülkede bulunan değerleri miras listesine alarak geleceğe ulaştırmayı da başarmaktadır.

Türkiye, UNESCO sözleşmesine imza atan ilk 22 devlet arasında 10. sıradan yerini almayı başarmıştır. Türkiye’mizin bugün öyle değerleri var ki bunları gelecek kuşaklara da aktarmak adına Unesco Miras Listesi'nde yer alması bizler için büyük sevinç ve gururdur. Geçici Miras Listesi'nde de birçok değerimiz yer alırken, biz sizler için ülkemizin UNESCO Miras Listesi'ndeki 18 yerini genel hatlarıyla derledik, şöyle bir göz atalım dilerseniz:

 

1- Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası (1985)

Taşın dile gelişidir adeta, milim milim işlenmiş ve ruh katılmış halidir. Karşısına geçip saatlerce anlamında kaybolacağınız müthiş bir mimaridir Camii ve Darüşşifa. Anadolu taş işçiliğinin en mükemmel örneklerinin başında gelir. 13. yüzyılda inşa edilen Camii ve Darüşşifa, Sivas'ın Divriği ilçesinde bulunmaktadır. Mengücekoğulları döneminde Ahmet Şah ve eşi Turan Melek tarafından yaptırılan camii ve darüşşifanın en dikkat çeken yerleri şüphesiz kapıları ve sütunlarındaki oymalar.

Tiflisli ve Ahlatlı ustalar tarafından yapılan oymalarda mükemmel bir işçilik sergilenmiş ve dahası binlerce motif her biri diğerinden farklı yapılarak bir birini tekrar etmemiştir. Caminin içi de bir o kadar özel ve zengindir. Darüşşifada ise karşımıza sık sık Selçuklu sekiz köşeli yıldızları da çıkar. Çünkü Mengücekoğulları, Anadolu Selçuklu Devleti'ne bağlı bir beylikti. 1985 yılında Unesco Miras Listesi'nde yerini alan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifasına yolunuzu mümkünse düşürün ve bu zengin yapıyı görün.

2- İstanbul'un Tarihi Alanları (1985)

Yedi tepeli şehir İstanbul, nefes aldığı asırlar boyunca medeniyetlere tüm misafirperverliğiyle kucak açmış, zarar görmüş ama yine de ayağa kalkmış, nice büyük isimlere mezar olmuş, nice yaşamlara göz yummuş ve aşklara konu olmuş köklü şehir bir o kadar da yaşlı... Dünya'nın gelmiş geçmiş en büyük devletlerinden üçüne başkentlik yapmış şehir; Roma-Doğu Roma-Osmanlı...

Tarihi Yarımada dediğimiz kısmı ise birçok Dünyaca ünlü yapıyı barındırır. İstanbul'un Tarihi Alanları Unesco listesinde yerini almıştır. Bunlar dört bölge olarak karşımıza çıkar: Süleymaniye Camii ve çevresini barındıran Süleymaniye Koruma Alanı; Ayasofya, Küçük Ayasofya, Hipodrom, Topkapı Sarayı ve Aya İrini'yi içine alan Sultanahmet Kentsel Sit Arkeolojik Alanı; Zeyrek Camii ve çevresini içeren Zeyrek Koruma Alanı; İstanbul Kara Surları Koruma Alanı'dır.

3- Göreme Milli Parkı ve Kapadokya (1985)

Kapadokya bugün sadece ülkemizin değil, Dünya'nın da ender güzelliklerinden. Masallar diyarına yolculuğa çıkacağınız bölge, Doğa Ana'nın insanoğluna sunduğu cömertliğin geldiği son noktadır. Kiliseleri, manastırları, yeraltı şehirleri, vadileri, peri bacaları ile eşsiz bir coğrafya. Göreme Açık Hava Müzesi ise Hristiyanlık açısından çok büyük önem arz eden bir alan.

Gelen ziyaretçilerin mutlaka ziyaret ettiği park içerisinde yüzlerce yıllık kiliseler, manastır hayatı yaşayan din adamlarının bıraktığı izler yer alırken, tüm Kapadokya içerisinde ise keşfedilmeyi bekleyen onlarca vadi ve gizem yer alıyor. Kültürlerin ve dinlerin buluştuğu, ticaretin bel kemiği olan bölge asırlardır gelen ve gidenleri ağırlıyor.

4- Hattuşa- Hitit Başkenti (1986)

Çorum'un Boğazkale ilçesi sınırlarında bulunan Hattuşa, Hititler'e başkentlik yapmış şehirdir. Yüzyıllar boyunca önemli bir merkez olmayı başaran yerleşimde bugün bile o günlerin heybetini yansıtan öyle izler görürsünüz ki, "Bin Tanrılı Ülke" olarak anılan Hititler yüzlerce Tanrı'ya inanmış ve kutsal saymıştır. Başkent Hattuşa, M.Ö. 1200'lerde Hititlerin yıkılması ile birlikte zamanla terkedilmiştir. Ama bugün bile o gösterişli ve zengin medeniyetin bıraktığı izler size her şeyi çok net anlatır.

Aslanlı kapılar, sur duvarları, otuz civarı tapınak, kraliyet konutları... Ayrıca tarihin ilk yazılı antlaşması olarak bilinen Kadeş Antlaşması da Hattuşa'daki kazılarda bulunmuştur ve İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir. M.Ö. 13.yüzyılda Mısır Firavunu II. Ramses ve Hitit Kralı III. Hattuşili arasında imzalanan barış antlaşması Yakın Doğu'nun ilk antlaşması olma özelliğini taşır.

5- Nemrut Dağı (1987)

Büyülenmemek mümkün müdür Nemrut Dağı'nın zirvesindeki o devasa heykelleri görünce. Ülkemizin güneydoğusunda Adıyaman il sınırlarında bulunan 2150 metre yüksekliğe sahip Nemrut Dağı, enfes manzarası, tümülüsü ve muazzam heykelleriyle bir şükranın göstergesidir aslında.

Kommagene Kralı 1. Antiochos tarafından tanrılara ve tüm atalarına minnettarlığını göstermek için yapılan dev heykeller öylesine büyüleyici ve gizem yüklüdür ki gelen yüzlerce ziyaretçi bu atmosferi yaşamak için zorlu da olsa dağın zirvesine tırmanır ve çoğu zamanda güneşi burada ya batırır ya da doğurur. Dünyanın en mükemmel gün doğumu ya da gün batımı keyfi için Nemrut Dağı kesinlikle görülmeli.

6- Hierapolis- Pamukkale (1988)

Beyaz Cennet Pamukkale ve hemen yanı başında kocaman bir antik kent Hierapolis. Dünyaca ünlü Pamukkale, Denizli il sınırındadır ve hemen yanı başında Hierapolis antik kentiyle iç içedir aslında. Yüzyıllar boyunca şifa arayanlara hizmet veren, şifalı suları ve hamamları  ile binlerce ziyaretçi ağırlayan kent, traverten havuzları ile bugün de gelenlere müthiş bir görsellik sunmakta.

Hierapolis ise tiyatrosu, hamamları, agorası, sütunlu caddeleri ve kapıları, tapınakları, nekropolisi ile mutlaka gezilmesi gereken, dinlere kucak açmış kutsal bir şehir. Yolunuz Pamukkale'ye düşerse sadece travertenleri değil, Hierapolis antik kentini de mutlaka gezin uzun uzun.

7- Xanthos-Letoon (1988)

Likya bölgesinin idari merkezi sayılan Xanthos ve bir diğer önemli dini merkez Letoon 1988 yılında Unesco'ya eklenen yerlerimizden. Akdeniz Bölgesinde, Antalya sınırlarında yer alan bu iki yerleşim Likya'nın izlerini taşıyan önemli kentlerdir. Likya bölgesi bugünkü Teke Yarımadası dediğimiz bölgedir ve Likyalılar tarih boyunca özgürlükleri için savaşmış gururlu bir halktır. Tarihte bağımsız yaşamak uğruna savaşıp, boyun eğmemek için de toplu intihar gerçekleştiren Likya halkı, birçok antik kent bırakmıştır ardında.

Xanthos; Likya uygarlığının izlerinin yanında Roma dönemini de yansıtır günümüzde. Maalesef birçok önemli eser British Museum'a götürülmüş olsa da, özellikle Harpy Anıtı Xanthos'un en bilinen değerlerindendir. Letoon ise; Artemis ve Apollon'un anneleri olan Tanrıça Leto'dan alır ismini. Kuruluş efsanesi hayli ilginç olan şehrin içerisinde özellikle kutsal alanlar dikkat çeker ki; var olan üç tapınak Tanrıça Leto Tapınağı, Artemis Tapınağı ve Apollon Tapınağıdır. Bu anlamda Likya bölgesinin dini merkezi olma özelliğini taşır Letoon antik kenti.

8- Safranbolu Şehri (1994)

Ülkemizin nadide güzelliklerinden biridir Safranbolu; medeniyetlere kucak açmış, yamaçlardan aşağı sıralanan konaklarıyla buram buram Osmanlı izleri taşıyan, daracık sokaklarında yaşanmışlıkların izlerinden gideceğiniz ve lokumunun tadı damağınızda kalacak olan otantik şehir. Zengin tarihi ve kültürel mirasını en iyi şekilde korumaya çalışan Safranbolu, koruma altına aldığı yüzlerce tarihi eseriyle, Dünyaca ünlü bir şehir olma yolunda hızla ilerliyor.

Türk geleneksel yaşam tarzını görüp hissedeceğiniz şehirde, yöresel tatlar ise hem göz hem karın doyurur cinsten. Safranbolu büyük bir marka oldu olmaya da devam edecektir. Unesco Miras Listesi'ne 1994'de eklenen şehir her yıl yerli-yabancı binlerce turist tarafından ziyaret ediliyor.

9- Troya Arkeolojik Alanı (1998)

Çanakkale Boğazı'nın girişinde bulunan arkeologların deyimiyle "Rüzgarın zengin ettiği şehir" Troya. Homeros'un İlyada'sında bahsi geçen Truva Savaşları ve Yasak Aşk'ın getirdiği yıkım... Helen gerçekten çok mu güzeldi? Ya da Troya'nın zenginliği miydi Akhaları buraya çeken?

Dokuz katmanlı şehri mutlaka görün. Anadolu'nun en eski yerleşimlerinden biri olan Troya, sahip olduğu savunma sistemi ile şehrin içerisinde göreceğiniz gizemleri ile sizleri şaşırtacak. Üzerine çok tez ortaya atılan Troyalılar gerçekten kimdi? Daha birçok soru... Siz siz olun tüm Dünyanın dikkatini çeken Troya'yı uzman bir rehber eşliğinde mutlaka gezin ve yasak aşk mı yoksa hile tahta at mı sonunu getirdi Troya'nın siz karar verin…

10- Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi (2011)

Mimar Sinan'ın "Ustalık Eserim" dediği Selimiye Camii, Edirne ilimizin ve ülkemizin en kıymetli miraslarından biridir. Osmanlı Devleti'ne başkentlik yapmış Edirne'nin baş tacıdır adeta. Dört minareye sahip caminin teknik anlamda mükemmelliği, işçiliği ve zerafeti gelenleri hayran bırakmaktadır.

Şehrin dört bir tarafından tüm ihtişamıyla görülen camii, II. Selim tarafından yaptırılmıştır ve Mimar Sinan imzası taşımaktadır. Külliye içerisinde camiyi çevreleyen medreseler, bunların yanında ayrıca kütüphane ve muvakkithane yer almaktadır. Ayrıca külliye içerisinde Arasta da bulunmaktadır. Mimarlık anlamında döneminin başyapıtı olan Selimiye Camii ve Külliyesi 2011'de Unesco Miras Listesi'ne eklenmiştir.

11- Çatalhöyük Neolitik Alanı (2012)

Konya ilimizin Çumra ilçesi sınırlarında bulunan Çatalhöyük 1960'lara doğru keşfedilmiş ve tarih kitaplarında yerini almayı başarmıştır. Neolitik dönemin nadide örneklerinden biri olan yerleşim, insanoğlunun tarıma ve dolayısıyla yerleşik hayata geçişinde etkin bir rol üstlenmiş ve bunun izlerini günümüze taşımıştır. Doğu ve Batı yünündeki iki alandan oluştuğu için de Çatalhöyük adıyla anılmıştır.

Birbirlerine bitişik şekilde yapılan tek katlı evleri, evlerde kapı kullanılmayıp çatılardan evlere giriş yapılması, kullanılan malzemeler, evlerin duvarlarındaki süslemeler, içe gömü dediğimiz (intramural) özellikle ocak altlarına yapılan gömüler Çatalhöyük'ün en bilinen özelliklerindendir. Avcı-toplayıcı bir toplumdan yerleşik hayata geçişin en mükemmel örneğidir Çatalhöyük. Ana Tanrıça heykelinin de burada bulunmuş olması şehri ayrıca farklı kılmaktadır. Bu eşsiz miras 2012'den beri Unesco listesindedir.

12- Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu (2014)

Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan Bursa, Prusia'dan Bursa'ya uzanan yaklaşık 2000 yıllık serüveninde her zaman gözde şehir olarak kalmayı başarmıştır. Adım adım tarihi kucaklayacağınız şehir, Orhan Gazi tarafından 1326 yılında fethedilir ve Osmanlı'ya başkentlik yapar. Beylikten devlete geçişte önemli bir yerleşim olan Bursa, yüzlerce Osmanlı eseri ile dolar taşar.

Sadece merkez değil aynı zamanda Uludağ'ın eteklerinde kurulan Kızık köylerine de ev sahipliği yapar. Bugün kızık köylerinin en meşhuru Cumalıkızık ise 700 yıllık Türk Köyü ve Unesco Miras Listesinde yerini almayı başardı. Bursa'nın içinde ise özellikle Hanlar Bölgesi mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Yeşil Bursa, Unesco'ya 2014'de dahil edildi ve her sene yüzlerce turisti ağırlıyor.

13- Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı (2014)

Kuzey Ege'nin gözbebeği yerleşimlerden Bergama. Hellenistik, Roma, Doğu Roma ve Osmanlı dönemlerinin izlerini taşıyan yerleşim sahip olduğu mimarisiyle de dikkat çekici. Anadolu'nun en dik tiyatrosuna ev sahipliği yapan Bergama Antik Kenti aynı zamanda tapınakları ve kutsal alanlarıyla da önem arz ediyor.

Antik dönemin üçüncü en büyük kütüphanesine sahip olan Bergama, Pergamon ismiyle anılırdı ve hayvan derisinden yapılan parşömenin icat edildiği yerdi. Aynı zamanda Roma döneminin en önemli sağlık merkezlerinden biri olan Asklepion'a da ev sahipliği yapmıştır. Bergama'da dolu dolu bir gününüzü geçireceğiniz alanda Serapis Tapınağı da yer almaktadır. Unesco'ya 2014'de dahil olan Bergama, ülkemizin en güzel tarihi yerlerinden biridir şüphesiz.

14- Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı (2015)

Binlerce yıldır ayakta kalmayı başarmış, geçmiş ile şimdi arasında uzun bir serüven yaratmış tarihi surlarıyla, Diyarbakır tarihi mirasın en büyük sahiplerinden şüphesiz. Dünya tarihine en büyük miraslardan biridir şüphesiz Kalkan Balığı formundaki Diyarbakır Surları. Birçok uygarlığa ev sahipliği yapan şehrin surları, yaklaşık 5 kilometrelik uzunlukta ve 10 metre yüksekliktedir.

M.Ö. 3000'lere götürülen ilk yapım tarihi ile binlerce yıla meydan okuyan surlar sadece ülkemizin değil, Dünya'nın da tarihi değeridir. Hevsel Bahçeleri ise; Dicle Nehri kenarında ve kale surları ile nehir arasında var olan verimli bir o kadar da tarihi miras. Çin Seddi'nden sonra Dünya'daki en eski surlar olarak bilinen Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçesi 2015'den bu yana Unesco Dünya Miras Listesinde.

15- Efes (2015)

Bugün ülkemizin en popüler ve kıymetli antik kentlerinin başında gelir Ephesus. İzmir'in Selçuk ilçesi sınırlarında bulunan Efes, Antik İyonya Bölgesi'nin baş tacıydı. Efes'i gerçekten hissetmek için şehrin içerisinde derin bir gezintiye çıkmak lazım. Anadolu'nun en büyük tiyatrosuna sahip liman kenti Efes'de onlarca ilginç yapı sizleri karşılayacak.

Gymnasion, Stadyum, Agora, Bouleterion, Tiyatro, Kutsal Rampa, Hadrian Tapınağı, Trajan Çeşmesi, Celcus Kütüphanesi, Latrine, Aşk Evi... Daha neler neler. Efes birkaç cümle ile bitmez en iyisi iyi bir rehber eşliğinde şehri keşfetmek. 2015'den bu yana Unesco Miras Listesinde yer alan Efes'de kazılar hala devam ediyor. Bakalım gelecek yıllarda daha neler neler çıkarılacak.

16- Ani Arkeolojik Alanı (2016)

Türkiye-Ermenistan sınırında bulunan, Kars ilimizin olmazsa olmazı turistik rotalarından Ani Harabeleri. "1001 Kilise Şehri" diye anılan ören yeri Arpaçay kıyısında kurulup onlarca medeniyeti kucaklamıştır. Mimari anlamda da Ermeni, Gürcü, Selçuklu izlerini ve dahasını taşıyan yerleşimde, özellikle surlar dikkat çekicidir.

Şehri gezerken karşınıza çıkan katedral ve kiliseler, hemen ardından cami, Ani'nin sahip olduğu zenginliğin en büyük göstergelerinden biridir. Kışın karlar altında bile binlerce ziyaretçi ağırlayan Ani Harabeleri 2016'dan bu yana Unesco Miras'ında yerini almayı başarmıştır.

17- Aphrodisias (2017)

Aydın ilimizin Karacasu sınırlarında yer alan güzeller güzeli ören yeri. Adı Efes Antik kenti kadar pek duyulmasa da, bugün Anadolu'nun en zengin ve güzel ören yerlerinden biridir Afrodisyas. Roma'nın izlerini öyle azimle taşır ki, mermerin dile gelişidir adeta şehir. Aşk ve güzellik Tanrıçası Afrodit'in ismini alan şehir, sahip olduğu yapılarıyla öylesine zengindir ki...

Tiyatrosu, Agorası, Stadyumu, Bouleterion'u, anıtsal yapılarıyla şehri gezerken heyecanlanmamak mümkün değil. Ülkemizin en kıymetli ören yerlerinden biri olan Aphrodisias 2017 senesinde Unesco Miras Listesinde yerini almayı başardı.

18- Göbeklitepe (2018)

Şanlıurfa il sınırlarında yer alan ve keşfedildiği andan bu yana Dünya tarihini değiştirecek buluntularıyla Göbeklitepe çok büyük önem arz ediyor. İngiltere'deki Stonehenge'den yaklaşık 7000 yıl, Mısır Piramitlerinden ise 7500 yıl daha eski olan Göbeklitepe hala kazılan ve keşfedilmeyi bekleyen Anadolumuz'un kıymetli zenginliği. İnsanoğlunun avcı ve toplayıcı olarak yaşadığı dönemde, böylesine muhteşem bir mimarlıkla tasarladığı Göbeklitepe, o dönemin şartları içinde akıl almaz bir durumdur.

T şeklindeki taşlar ve üzerlerindeki hayvan figürleri ile Dünyanın En Eski Tapınağı olarak lanse edilen Göbeklitepe, önümüzdeki yıllar içerisinde daha da aydınlığa kavuşacak. Ve belli ki tarih kitaplarında bazı konuları sil baştan yazdırtacak. 2018 Unesco Miras Listesinde yer alan Göbeklitepe, aynı zamanda 2019 Göbeklitepe Yılı ilan edilerek daha çok tanıtılacak.

Güzel Anadolumuz’un daha nice tarihi değerleri var ve biliyoruz ki Unesco Miras  Listesinde bir çok değerimiz yerini alacaktır. 

E-Bülten Üyeliği
X
SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.