Rize Liman Lokantası Lezzetleri Sizlerle

Nalan Akçın | 2020-02-17

Kimi insan hep yeni lezzetler, farklı tatlar ararken kimi de klasik olandan vazgeçmez. Yeni bir yer keşfetmekten mutlu değil, bu yeri yeni tanıdığınız için çok üzüleceğiniz bir yer tanıtacağım bugün size. 


Benim tesadüf üzerine bulduğum ve yıllardır abonesi olduğum, Rizeliler’e ise evde yemek yemeyi bıraktıran bir yer. Sözü fazla uzatmaya gerek yok. İşte karşınızda tarihi Liman Lokantası. 

1968 yılından beri ayakta olan rezervasyon sistemi ile değil, doldur boşalt sistemiyle işleyen kapısında kuyruk olan bir lokanta. 


Peki burayı bu kadar ünlü ve vazgeçilmez yapan ne? 

En özeli tabi ki kavurması. 


Genel olarak Karadeniz denince akla et gelir. Ve hep bilinen haliyle Karadeniz pidesi. İşte burada onu da bulabilirsin ya da işin içine hamuru karıştırmadan direk eti de. 

Hayvanları yaylamak, otlatmak için gidilen o güzelim yaylalarda tertemiz havada mis gibi otlaklarla beslenen hayvanın eti de sütü de bir başka güzel oluyor. 


İşte Liman Lokantası da bu etleri o kadar güzel pişiriyor ki; o özel kavurma daha ustanın elinde tabağına konurken mis kokusuyla seni cezbediyor. Sonra hızlı adımlarla sana ulaşıyor. Önüne konması için sabırsızlanıyorsun. Sıcak sıcak ağzının yanacağını bilsen de hiç beklemeden çatalı ete batırıp atıyorsun ağzına.


İşte artık kapıldın Karadeniz'in büyüsüne. Gözlerini kapat. Şu an Kaçkarlar’ın zirvesindesin. Seni Karadeniz'in yanından alıp Kaçkarlar’ın zirvesine ulaştıran bu Dünya'nın 8. Harikası olabilecek kavurmadan her lokmayı aldığında kendini yaylalarda bulacaksın. Bu doğa harikasına yakın hissedeceksin kendini.


Sen gözlerin kapalı bir başka dünyada bulurken kendini, seni bu rüyadan uyandıran, tam bir Rizeli tepende saniyede 100 kelime söyleyecek sana. 

Onu da mutlaka tanımalısın. Bu lokantada tanıman gereken birçok şey var. 


İlk olarak burası aslında bir aile işletmesi. Büyük oğlan lokantanın girişinde içerideki kalabalık yetmezmiş gibi sürekli misafirleri hoş sohbeti ve kendine has şivesiyle içeriye çekiyor.


Diğer kardeş ise etrafındaki sayısız garsonla birlikte seni ayakta bekletmemenin gerektiğini bilerek hızlıca masa ayarlıyor. Sen daha bu etrafında olan kalabalığı anlayamadan hemen bir garson elinde adisyon ile gelerek lokantanın meşhurlarını sayıyor ve kafan iyice karışıyor.

Burada yapman gereken mantıklı düşünmek değil tamamen kendini onlara bırakmak. 


Sonra dakikalar içinde kavurma, döner ve kuru fasulye pilav üçlüsü masada yerini alıyor. Hayatımız artık hazıra o kadar alışmış olmasına rağmen burada kendini doğaya bırak. Doğanın bize sunduğu tüm nimetlerden faydalan.

Kurunun yanına ayran istediğinde sana kendilerinin yaptığı açık bol köpüklü ayranı getirecek. İlk başta biz kapalı ayrana alışmış olanlara hafif ekşi gibi gelen bir tadı olsa da hem ayranından iç hem yoğurdundan ye Rize'nin. Bir başka mutlu hissedeceksin kendini. 


Erkeklerin kalbine giden yol mideden geçer derler ya. Kadın erkek fark etmez, ben burada yemek yedirdiğim tüm misafirlerimin yüzünde çıkışta hep gülümseme gördüm.

Bu arada sadece yukarıdaki üçlüyü değil mutlaka kavurmalı pidenin de, karalahana sarmasının da tadına bakmalısın.


Karnının doymaya başladığını hissettiğin anda dur. Kenarda köşede midende biraz yer bırak. Çünkü buranın kendine has bir tatlısı da var. Nam-ı diğer Atom. O da ne ? diyorsan karşına bir başka dünya harikası çıkıyor. Hazır ol! Mis gibi bol kaymaklı sütten yapılan bir sütlaç, fırın sütlaç.