Türkiye’nin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesindeki Alanları

İlker Özcan | 2020-03-04

United Nations Educational Scientific and Cultural Organization ya da herkesin bildiği kısaltılmış ismiyle UNESCO, ülkelerin tarihi, kültürel değerlerinin korunmasını teşvik amacıyla oluşturmuş olduğu listelerle daha çok adını duyduğumuz bir kuruluş. Seyahat severlerin, gezginlerin gezi öncesi belki de ilk baktığı incelediği konudur UNESCO listesi.

Daha önceki yazılarımızda UNESCO Dünya Mirası Listesi’ni ve UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ni hazırlamıştık. Bu defa asil listeye dahil olmak amacıyla bekleyen UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde bulunan ülkemiz değerlerini sizin için hazırladık.


UNESCO listesindeki yerlere değerlere baktığımızda Türkiye’nin bu konuda en zengin coğrafyalardan birisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Merakla okuyacağınız ve gezip görme arzunuzu zirve yapmasına sebep olacak olan ve daha sonradan her başlığı ayrıntılı bir şekilde hazırlayacağımız UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi. 73’ü kültürel, 2’si karma ve 3 tanesi doğal miras olmak üzere 78 birbirinden kıymetli mirasımızı sizin için kısa kısa derledik

Kültürel Miraslar

1. Karain Mağarası (Antalya) 1994

Antalya’ya 30 kilometre mesafede Yağca Köyü’nde bulunan Karain Mağarası deniz seviyesinden yaklaşık 430 metre yükseklikte.Yaklaşık 500.000 yıldır insanların yaşadığı düşünülen mağara, neanderthal insan yaşamıyla ilgili en önemli merkezlerden biridir. Paleolitik dönemden klasik çağa sürekli yaşam devam ettiği bir mağara olmasına rağmen, en önemli dönem paleolitik dönemdir. Aynı zamanda mağarada aslan, gergedan gibi yaban hayvanlarının da resimleri kazılar sırasında bulundu. Bölgenin karstik yapısından dolayı oluşan sarkıt, dikit ve sütunlar mağaraya farklı bir özellik katıyor.

2. Urartu ve Osmanlı Eski Yerleşimi Ahlat Mezar Taşları (Bitlis) 2000


M.Ö. 9. yüzyıldan bu yana yerleşimin olduğu Ahlat eski yerleşiminin yanı sıra her biri bir tarihi belge ve sanat eseri niteliğinde olan mezar taşlarıyla son dönemlerin parlayan yıldızı. Mezar taşları 12. Ve 13. yüzyıllarda Selçuklular döneminde yapılmaya başlanır ve Türk – İslam sanatının yanı sıra Orta Asya Türk Dünyası hakkında da önemli bilgilere ulaşılmasını sağlayan paha bilimez eserler. Bitlis Ahlat’ta hem Urartu – Osmanlı dönemi Ahlat’ını hem de mezar taşlarını görebilirsiniz.

3. Alahan Manastırı (Mersin) 2000


Mersin’in Mut ilçesinde, denizden 1245 metre yükseklikte ilk olarak M.Ö. 5. yüzyılda kısmen inşa edilmiş olsa da şimdiki haline gelmesi M.S. 5. yüzyılı bulur. Sadece bir manastır değil, bunun yanı sıra kilise, anıt mezar, kayalara oyulmuş mezar odalarından oluşan bir yapılar topluluğu. Erken Hristiyanlık döneminde gizli ibadet için gelinen yerlerden birisi.

4. Alanya (Antalya) 2000


Alanya denince öncelikle deniz-güneş-kum üçlüsü akla gelse de özellikle Selçuklularla beraber yapılan eserler, kentin farklı bir yönünü günümüzde ön plana çıkarıyor. Tarih boyunca Coracesium, Kalonoros gibi isimlerle anılan kent, 1221 yılında Alaaddin Keykubad tarafından ele geçirilince devletin yazlık kışlık başkenti olur ve Alaiye adını alır. Alanya Kalesi geçmişi Hellenistik döneme dayansa da, günümüzdeki hali bir Selçuklu yapısıdır. Bir diğer simgesel yapı ise Kızıl Kule olarak adlandırılan 1226’da yaptırılan 33 metre yüksekliğindeki sekizgen savunma yapısıdır. Aynı zamanda türünün en güzel örneklerinden birisidir. Bunların dışında tersane, tophane, Süleymaniye Camii gibi aynı bölgede tamamlayıcı unsurda olan eşsiz eserler tam anlamıyla bir şaheser niteliğinde. Damlataş Mağarası’da kentin mutlaka görülmesi gereken değerlerinden.

5. Harran ve Şanlıurfa (Şanlıurfa) 2000


Harran, köklü ve zengin tarihiyle Peygamberler şehri olarak bilinen Şanlıurfa’nın en turistik merkezidir. Konik evleri ki bu tip konik yapılar Batı’da da örnek alınarak uygulanır; bunun en güzel örneği de Harran’ın kardeş şehri olan İtalya’da Alberobello şehridir. Aynı zamanda Dünya’nın en eski üniversitelerinden biri olan Harran Okulu’da burada, daha doğrusu küçük bir parçası diyebiliriz. Yukarı Mezopotamya, yani bir zamanlar bilim, kültür merkezi olan bi coğrafya günümüzde verimli topraklarıyla da bölge insanına hayat veriyor.

6. İshakpaşa Sarayı (Ağrı) 2000

Ağrı Doğubayazıt’ta Avrupa’daymış gibi hissedeceğiniz bir yapı İshak Paşa Sarayı. 1685 yılında yapımına başlanan ve tam 99 yıl sonra 1784 yılında İshak Paşa tarafından tamamlanan saray 115x50 metre ölçülerinde olup Osmanlı, Selçuklu sanatının yanı sıra Avrupa etkisini de taşır. Bir sarayda olması gereken bütün bölümleri içerisinde barındıran sarayın en sağlam parçası camisi ve taş duvarların içindeki boşluklar ile yapı merkezi sistemle ısıtılıyor.


7. Konya Selçuklu Başkenti (Konya) 2000

Anadolu Selçuklu Devleti denince uzun yıllar başkentlik yapmış Konya gelir akla. Devletin sadece idari değil aynı zamanda kültürel anlamda da merkezi olan Konya, birçok Selçuklu eseri ile donatılmış durumda. Mevlana Celaleddin-i Rumi Türbesi, Alaaddin Camii, Karatay Medresesi, İnce Minareli Medrese, Zazadin Hanı, Kılıç Arslan Köşkü Selçuklu Konya’sının eserlerinin sadece birkaçı.

8. Mardin Kültürel Peyzajı (Mardin) 2000


Mardin, Mezopotamya Ovası’na hakim birbiri ardına tepeye doğru sıralanmış taş evleriyle, dini yapılarıyla ve bunlardaki süslemeleriyle sizi Orta Çağ’a götürecek bir şehir. Yapı malzemesi olarak sarı kalker taşı kullanılır. Yüksek avlulu evlerdir. Bu görünüm bile UNESCO asil listeye girmesi için çok güçlü bir sebep.

9. Selçuklu Kervansarayları Denizli-Doğubayazıt Güzergâhı 2000

Selçuklu dönemi ticaretinin gelişmesinin en önemli sebeplerinden biridir kervansaraylar. Kervanların konaklama, dinlenme ihtiyacının üç güne kadar ücretsiz karşılandığı ve aynı zamanda saldırılarda birer kale işlevi görmesi ticaretin güvenli ve sağlıklı bir şekilde işlemesini sağladı. Anadolu ticaret yolları üzerinde bir günde kervanın gidebileceği mesafe kadar aralıklar inşa edildiler Daha sonra ticaret yolları değişince atıl bir vaziyette kalsalar da, Selçuklu döneminin ticari hayatını anlatabilecek en önemli eserlerdir. Akhan, Sultan Hanı, Ağzıkarahan, Gedik Han, Zincirli Han gibi Denizli – Doğubayazıt güzergahında bulunan han ve kervansaraylar tekrar canlandırılıyor.

10. St. Nicholas Kilisesi (Antalya) 2000


St. Nicholas ya da Santa Claus da diyebiliriz ama Noel Baba dediğimizde tanımayan yoktur heralde kendisini. M.S. 3. yüzyılın sonlarında Patara’da doğmuş olmasına rağmen psikoposluk görevini Demre’de yaptığı ve orada hayatını kaybettiği için daha çok Demre adını duyarsınız. Aslında Demre’den ziyade Myra’da yaşadı dersek daha doğru olur. Noel Baba hikayelerinden de aşina olunduğu gibi yardımseverliği ile ünlü olan St. Nicholas vefatından sonra mezarının bulunduğu yere bir kilise inşa edilir. Fakat Bari’den gelen denizcilerin kemiklerini alıp Bari’ye götürdüğü söylenir. Antalya Demre’de bulunan St. Nicholas Kilisesi özellikle yabancı turistlerin en uğrak noktalarından.

11. St. Paul Kilisesi, St. Paul Kuyusu ve Tarihi Çevresi (Mersin) 2000

Tarsus, Hristiyanlığın önemli ve saygın azizlerinden biri olan St. Paul’un doğum yeri olarak kabul edilir. Yeni dini yaymak için ülkelere, krallara, şehirlere mektuplar gönderip onları Hristiyanlık’a davet eden St. Paul adına M.S. 11.-12. yüzyıllarda inşa edildiği düşünülüyor. Yanında bulunan 30 metrelik kuyunun suyu ise vaftiz törenlerinde kullanılıyor. Bunlardan dolayı inanç turizminin parlayan yıldızı olmaya aday.

12. Sümela Manastırı (Trabzon) 2000


Karadeniz gezilerinin en meşhur ve merak edilen noktası diyebiliriz Sümela Manastırı için. Trabzon’un Maçka ilçesinden yaklaşık 15 dakikalık bir mesafede olan manastır, Altındere Vadisi Milli Parkı içinde deniz seviyesinde 1240 metre yükseklikte bulunuyor. Manastır, konumu, mimarisi, tarihiyle mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. Manastırın kuruluşu 4. yüzyılın sonlarında yaşayan Barnabas ve Sophronios isimli iki Atinalı keşişin rüyasına dayandırılır. Bizans, Trabzon Devleti, Osmanlı Devleti dönemlerinde yenilemeler eklemeler yapılmış.

13. Likya Uygarlığı Antik Kentleri (Antalya ve Muğla) 2009


Işık Ülkesi olarak da bilinen Likya günümüzde genel olarak Antalya ve Muğla tarafında Teke yarımadası olarak adlandırdığımız bölgedir. 23 kentin oluşturduğu ve bilinen ilk demokratik birlik olan Likya Türkiye’nin en popüler turistik bölgesi de diyebiliriz. Parlemento binası Patara’da bulunan Likya bir süre sonra farklı uygarlıkların egemenliğine girdiğinde, o ülkelerin eyaletine dönüşür. Xanthos, Olympos, Patara, Pınara, Tlos, Myra bu birliğin en büyük en fazla oy hakkına sahip kentleri iken bunların dışında Phaselis, Andriake, Theimmusa, Simena, Telmessos, Antiphellos gibi kentlerin de bulunduğu bölgenin keşfi için Dünya’nın en popüler yürüyüş rotalarından olan Likya Yolu’nu denemelisiniz.

14. Perge Arkeolojik Alanı (Antalya) 2009